insanın ne işe yaradığını bulmasından âlâ nimet var mıdır?

29/7/2009 · Kategori: _ozumsuz _ozumlemeler

"hayatın uzun olduğunu söylerler. aksine son derece kısa buluyorum!" diyordu aliya izzetbegoviç.

öyle. hayatı 70 sene yaşarsın, 15 dakikada anlatırsın.

uzun zaman oldu birşeyler yazmayalı. hızlı hızlı yaşadım hayatı. değişiklikler, güzellikler, imtihanlar... velhasıl bildiğiniz dünya...


iki not düşeyim dedim bloga. yaz dönemi ve yaz okullarında gençlere Osmanlı Tarihi anlattım. ah ne zevk, ne huzur! kendime biçtiğim hedefe yaklaştığımı hissettim. islam binasındaki vazifelerimden en çok sevdiğim; gençleri ecdadla buluşturmak.

dönemin başında Fatih Sultan Muhammed'in kabrine gittim. terapi mekanım. uzun uzun oturdum. dua ve himmet dileyerek.. dersler bitince yeniden kendimi orda buldum. Rabbime şükrederek.

dersler sırasında kızlarıma bi kitaptan bahsetmiştim. "şehzadeler ve hanım sultanların yaşamları ve giysileri" merak ettiğim bir kitaptı.140 liralık bir kitap olunca almak için iki kez düşünmüştüm.  sipariş vermiştim ama her yerde bulunmadığı için getirilememişti. ve dönemin sonunda kızlarım, bir süpriz yaparak hediye almışlar bu kitabı..
gençlerle muhatap olmak insana enerji veriyor!

ömrümde aldığım ikinci en güzel hediye bu kitaptı. birincisi mi? "dostum" dediğim zatı muhteremle çok sevdiğimiz bir çikolata vardı. beraber alır, beraber keyif yapardık. ayrı memleketlere gidince bu zevkimizde bitmişti. bir gün bir kargo geldi. açınca, yarısından fazlası koparılmış sevdiğimiz o çikolata! bir not; çikolatayı aldım, sensiz yemeğe içim razı olmadı. birazını yedim, bu da senin! :)

çok feci sevgi pıtırcığı modundayım. gözlerimden kalpler çıkıyor.

haydin bana müsade.. ankara, balıkesir taraflarını bi gezip gelcem...

pirinç ezmeli serum

22/4/2009 ·

ardacım ameliyat oldu. üzerine dolap düşürmüş, belden aşağı bacağı kırılmış teeze kuzusunun.

ameliyatta önce konuştuğumuzda olay anını bir bir anlattı. hamdolsun, şimdi iyi. bi ay süreyle alçıda kalıcak ayağı.

hastanede yine döktürmüş cem yılmaz modlu esprilerini. pilavı çok sevdiği için illa pilav deyip durmuş. ameliyat öncesi yalnızca serum yiyebileceği söylenince bizimki çözüm bulmuş;

"taam o zaman serumun içine pilav ezseniz?" :)

kuzucuk işte.

şahsiyetiyle terbiye ederler terbiye ediciler

10/3/2009 · Kategori: bunlari da bilelim

kırk türlü laf söyler kimi, kazanca kayba dair.  süslerler püslerler  lafı -ben gibi- servis ederler kulaklara. etkiler de bazen. saman alevi gibi. o da yanar bir an. sonrası yok.

oysa susarlar büyükler. uzun uzun ve etkili. bazen sadece bakarlar. verdikleri herşey kalbedir. 'onun' gibi. sözü özündendir, özü sözündedir.

şahsiyete meftun olurmuş insan. meftun olduğunun ardından gidermiş. adımlarını, ardından gittiğinin adımları izince düşermiş. muhabbetinden onu taklid edermiş. taklidiyle onun şahsiyetinden nasiplenirmiş. şahsiyet transferi denen şey buymuş ve işte hakiki terbiyeciler sözlerinden öte şahsiyetleriyle terbiye ederlermiş.

işte; aynı dine ve kitaba muhatap olmamıza rağmen, asrı saadet sonrasında en âlâ yaşayan insanın dahi sahabe olamamasındaki sır bundaymış.

süzme gıcıklık

2/3/2009 · Kategori: _ivisi _ikmis dunya

rg:blogunu reklam ediyosun?!

elif's:  evet Allah beni affetsin

rg:amin

elif's:sen hiç uğramıyon o ayrıııı

rg:Allah beni de affetsin

elif's:seni daha çok affetsin

elif's:niyeyse ikimiz arasında bi gıcıklık hissediyorum
kimden kaynaklanıyor bilemiyorum

rg:yeni mi hissetmeye başladın
ben iki yıldır hissediyorum.d

elif's:yuh dicem ayıp olcak ama
kendimi tutamıyorum

rg: o benden kaynaklanmıyo

elif's:hmm o zaman barışalım

rg:haydaa
barışmam

elif's:ama evvvela küsmemiz lazım                                                 

rg:ne oldu da barışcaz ya
alla alla

elif's:bak senden kaynaklanıyormuş

rg:he tamam
şimdi mi küscez

elif's:3 deyince

elif's:3

rg:küstüm demesi lazım birinin

elif's:şişş yazma bişi küsüz

rg:hmm tamam

rg:çok sıkıcı ama

elif's:aman be senle de ağız tadıyla küsülmüyor tamam ya barışalım

rg:3 deyince
5
ahahah
bak sana yakışıyo böyle espriler

elif's:yemin ediyorum ikimizde süzme gıcığız

rg::D
süzme
yani susuz mu

elif's:yani saf katıksız

 

eskişehir notları

2/3/2009 · Kategori: gezgin

öyle güzel bir haftasonu olduki, hamdolsun Mevlama.

dünya 3. sü hafize arkadaşımı alıp eskişehir'e gittim. ordan gelen davet üzerine elbette. genç kızlar, hafız adayları, hanımlar gibi kıymetli ve kıdemli bir topluluğa hitap etti.

Kur'an ziyafeti, Şehrengizle ilahi düetleri, Kabe imamlarının duası...

hamdolsun.

1.30'da bitecek dediğimiz program 17.00 a kadar devam etti. arkadaşın kıraati müthiş. Abdussamed kıvamında.

nasıl hafızlık yaptığı, Ürdün'de yarışmada yaşadıkları, farklı kıraatlerden örnekler, hafızların ehemmiyeti -mesuliyeti gibi bir çok konudan bahsetti.

-hafız olmayı çok isterdim- derdim, eskiden.
şimdi hafız olmak istiyorum.

arda'lı günler

20/2/2009 ·

bu da yeni seri. "arda'lı günler" mutlu günler der gibi bişey.

yar bana bi eğlence modunda bi yeğenim var.
muzipliklerini, sevimliliklerini her bi yerde anlatıyorum.  meşhur oldu ofiste, evde. bloga da yazayım dedim. neşelendirsin cümle alemi. 

yemeklerden önce dizi halinde okunabileceği gibi, maşallah diyerek korunmasına da destek olunabilir. arzuya göre.

varan 1:

bizimkinin ilk denizle karşılaştığı gündü. izliyoruz denizi. ama bizimki elif'ini seyreden polat kıvamında. bi türlü ayrılmıyor denizin karşısından. en az 20 dakika sabit durup izliyor. artık ayrılma vakti geldiğinde annesi "hadi oğlum vedalaş denizle" deyince hüzün sardı bizimkini. başını yana eğip, şirinlik takınıp el sallarken denize seslendi:

"geneeee geeeellll!"

Gözler

varan 2:

ben ona o bana muziplik yapıyoruz habire. bi yere gidecekken "hadi gel kuçu kuçu" dedim.

bizimki hiddetlendi:
"elif teeezeeee kuçu kuçu ineklere deniiiiiiir"

ortalığı toplamak bana düştü:
"hayıııır, köpeklere deniiiir."

ikna olmuştu bizimki:

"haaaa taaaamm o zamaan"

Siritiyor


bizimkinin annesiyle arası çok iyi.  iki arkadaş gibi kavga ediyorlar. yaş 3 buçuk. bi tartışma sonunda annesi sesleniyor:

"bana anne deme!"

bizimki cezasını çekmek için odaya kapandı. az sonra kedi gibi başını kapıdan uzatıp melul melul annesine seslendi:

"şuleee ablaaa"

Göz Kirpiyor


bizimki Kuran-ı Kerim dinlemeyi pek sever. kulaklıkla dinlerken, Kuran bitip Sami Yusuf başlamış. gaflet işte. hışımla kulaklığı çıkarıp verdi:

-Allah aç!

Uyku


bizimki gayet beyaz tenli. babası da esmer. ve en büyük önderi babası. ortalıkta ben karayım diyip dolaşıyor. ona yapılan en büyük hakaret "ne beyaz çocuksun sen" demek.
her banyo yapacağında velvele kopuyor:

"annee yıkama beni, beyazlııcaam"

Masum

ilk bölümün sonu.

« Önceki |